Mardin-Chicago hattındaki başarı hikayesi

Mardin’in Ömerli ilçesinde doğan ve korucu bir babanın 13 çocuğundan en küçüğü olan Yılmaz Acar, köyde çobanlık yaptığı sırada üniversite sınavlarına hazırlandı. Acar, dereceyle tam burslu kazandığı İbn Haldun Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinde ve çift ana dal (ÇAP) programı kapsamında Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü 6 yılda birincilikle tamamladı.

Chicago Üniversitesi “Siyaset Bilimi” alanında yüksek lisansa kabul edilen Acar, doğduğu memleketten yaklaşık 10 bin kilometre uzakta eğitimini sürdürerek hayallerinin peşinden koşmaya devam ediyor.

AZİZ SANCAR’IN İZİNDE

Üniversiteye hazırlandığı dönemde babasının televizyon izlediğini, haberlerde Nobel ödülü alan Prof. Dr. Aziz Sancar’ın bulunduğunu anlatan Acar, şöyle konuştu:

“Aziz Sancar da Mardinli olduğu için bizim bölgede çok sevilen birisidir. Babam da böyle dikkat kesilmiş dinlerken ben de çobandan yeni geldim. Çıktım yukarıya, aklımdan hiç çıkarmıyorum. Sancar; ‘Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum, bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum.’ diyordu.

Babam da bana ‘Bak görüyor musun? Helal olsun. Bölgemizi, insanımızı ne güzel temsil ediyor.’ dedi. Hayatım boyunca ben o sözü aldım. Lisans eğitimim süresince ben o sözü düstur edindim. Yani zekanın değil, gayretin bizim aramızdaki en temel fark olduğuna inanıyorum. Bizi birbirimizden ayıran azmetmek ve gayret etmektir. Çünkü zeka bize verilendir, gayret ise bizim yaptığımızdır. Ama tabii ki gayret bizden, muvaffakıyet Allah’tandır.”

DEKAN ARAYIP İKNA ETTİ

İkinci senesinde de bir yandan çobanlık yaparken bir yandan Halk Eğitim Merkezi’ne gittiğini söyleyen Acar, imkanlar dahilinde kafasında İstanbul seçeneğinin bulunmadığını, İbn Haldun Üniversitesinin reklamlarını görüp iletişime geçtiğini dile getirdi.

Acar, fakülte dekanı Bilal Aybakan’ın kendisini aradığını söyleyerek, şunları kaydetti: “Kendisi de Urfalı, kendisinin de köyde büyüdüğünü, çeşitli zorluklar atlattığını ve İbn Haldun Üniversitesinde dekan olduğunu anlattı. Okulun olanaklarını, akademik kaliteyi, hocaları, bağlantıları, uluslararası fırsatları yurt dışına göndereceklerini, Arapça, İngilizce eğitim vereceklerini her şeyi anlattı. Sonrasında ben ikna oldum, o konuşma çok ikoniktir. Ben, hocanın dekan olduğunun çok bilincinde olmadığım için veya dekan olmanın ne kadar ağır bir şey olduğunu pek fark edemediğim için hocam ‘Böyle mi emin misiniz? Gerçekten bu parayı verecek misiniz? Vermezseniz ne olur? Yemin eder misiniz?’ gibi garip bir şekilde davrandım.”

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx